1968 yılında hangi oyun yasaklandı ?

Arda

New member
1968 Yılında Yasaklanan Oyun: Devr-i Süleyman Üzerinden Sansür, Toplum ve Farklı Bakışlar

Bir tiyatro oyununun yalnızca sahnede oynanan bir hikâye olmadığını düşünenlerdenim. Bazen bir oyun, dönemin siyasi atmosferini, toplumun korkularını ve özgürlük anlayışını bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarabilir. 1968 yılında Türkiye’de yasaklanan oyunlardan biri olan Aydın Engin’in yazdığı “Devr-i Süleyman”, tam da bu nedenle hâlâ tartışılmayı hak eden önemli örneklerden biridir. Oyunun yasaklanması yalnızca bir tiyatro olayı değil; ifade özgürlüğü, siyasi eleştiri ve sanatın toplumdaki rolü üzerine büyük bir tartışmanın parçasıdır.

Bu konuyu değerlendirirken sizce asıl mesele neydi? Bir sanat eseri toplumdaki hassasiyetleri korumak için sınırlandırılabilir mi, yoksa eleştiri hakkı her durumda korunmalı mı? Forumda bu sorular üzerinden farklı deneyimleri ve bakış açılarını konuşabiliriz.

1968 Türkiye’sinde “Devr-i Süleyman” Neden Yasaklandı?

Aydın Engin tarafından yazılan “Devr-i Süleyman”, dönemin başbakanı Süleyman Demirel’i hicveden siyasi bir tiyatro oyunuydu. Oyun, özellikle siyasi taşlama yönüyle dikkat çekti. İstanbul’da sahnelenmeye başladıktan kısa süre sonra İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı. Ardından Ankara’da da benzer bir karar alındı. Tiyatro topluluğu oyunun adını “Devr-i Küheylan” olarak değiştirerek yeniden sahnelemeye çalıştı ancak bu versiyon da yasaklandı. Süreç hukuki mücadeleye taşındı ve Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Bu olayın önemli tarafı, yasağın yalnızca bir oyunun içeriğiyle ilgili olmamasıdır. Asıl tartışma, siyasi iktidarın eleştiriye ne kadar tahammül göstereceği noktasında yoğunlaşmıştır. Çünkü tiyatro, özellikle canlı performans olması nedeniyle, toplumla doğrudan iletişim kuran ve geniş kitleleri etkileyebilen bir sanat alanıdır.

Erkeklerin ve Kadınların Bakış Açılarında Farklılaşan Noktalar

Bir konuyu toplumsal açıdan incelerken erkeklerin ve kadınların deneyimlerinin aynı olmadığını kabul etmek gerekir. Ancak bu farkları biyolojik veya değişmez özelliklerle açıklamak yerine, insanların yetiştiği sosyal ortamlar, karşılaştıkları sorumluluklar ve yaşadıkları deneyimler üzerinden değerlendirmek daha sağlıklı olur.

Bazı erkek izleyiciler “Devr-i Süleyman” gibi siyasi taşlama örneklerine daha çok veri, tarih ve siyasal sonuçlar üzerinden yaklaşabilir. Örneğin bir izleyici, oyunun yasaklanmasının demokrasi göstergeleri, hukuk sistemi ve ifade özgürlüğü üzerindeki etkilerini inceleyebilir. “Bu karar, ülkedeki siyasi atmosfer hakkında hangi verileri gösteriyor?”, “Benzer yasaklar ilerleyen yıllarda arttı mı?” gibi sorular üzerinden daha analitik bir değerlendirme yapabilir.

Ancak bu yaklaşım yalnızca erkeklere özgü değildir. Aynı şekilde birçok kadın izleyici de oyunun siyasi sonuçlarını araştırabilir, hukuki boyutunu inceleyebilir. Buradaki fark, bazı kadınların meseleyi daha çok toplumsal ilişkiler, günlük yaşam ve özgürlüklerin birey üzerindeki etkileri açısından değerlendirmeye yönelmesidir.

Örneğin bir kadın tiyatro sanatçısı için konu yalnızca “bir oyunun yasaklanması” olmayabilir. Bu durum, sahnede üretim yapan insanların kendilerini ne kadar özgür ifade edebileceği, sanatçıların güvenliği ve toplumun farklı görüşlere yaklaşımı açısından değerlendirilebilir. Bir kadın izleyici, “Bugün bu oyun yasaklanabiliyorsa yarın başka hangi hikâyeler susturulabilir?” sorusunu öne çıkarabilir.

Burada amaç kadınların duygusal, erkeklerin ise tamamen objektif olduğu gibi basit bir ayrım yapmak değildir. Gerçekte her iki cinsiyetten insanlar hem duygusal hem analitik değerlendirmeler yapabilir. Farklılıklar çoğunlukla kişisel geçmişlerden, sosyal rollerden ve yaşanmışlıklardan kaynaklanır.

Sansür Tartışmasının Daha Geniş Çerçevesi

1968 yılı dünya genelinde özgürlük tartışmalarının yoğun olduğu bir dönemdi. Aynı yıl İngiltere’de tiyatro sansürünü kaldıran Theatres Act 1968 kabul edildi ve yüzyıllardır devam eden Lord Chamberlain denetimi sona erdi. Bu gelişme, tiyatronun devlet kontrolünden daha bağımsız bir sanat alanı olması gerektiği düşüncesini güçlendirdi. İngiltere’de de sansür tartışmalarının merkezinde siyasi eleştiri, ahlaki sınırlar ve sanat özgürlüğü bulunuyordu.

Türkiye’deki “Devr-i Süleyman” tartışması da benzer bir soruyu gündeme getirdi: Devlet, eleştirel sanat karşısında koruyucu bir mekanizma mı olmalı, yoksa sansür uygulaması sanatın gelişimini engeller mi?

Sansürü savunan görüşler genellikle toplum düzeni, kamu hassasiyetleri ve siyasi gerilimlerin önlenmesi gibi gerekçeler ileri sürer. Buna karşılık sansüre karşı çıkanlar, eleştirinin demokrasinin temel unsurlarından biri olduğunu ve sanatın rahatsız edici sorular sorma hakkına sahip olduğunu savunur.

Oyunun Toplumsal Hafızadaki Yeri

“Devr-i Süleyman” olayının bugün hâlâ konuşulmasının nedeni yalnızca geçmişte yaşanmış bir yasak olması değildir. Bu olay, sanat ile iktidar arasındaki ilişkinin sürekli değişen yapısını gösterir.

Bir toplumun demokrasi seviyesini yalnızca seçimlerle değil, eleştiriye verdiği tepkiyle de değerlendirmek mümkündür. Çünkü sanat eserleri bazen toplumun görmek istemediği sorunları görünür hale getirir.

Örneğin siyasi mizah, çoğu zaman doğrudan politik analizlerden daha geniş kitlelere ulaşabilir. İnsanlar bir tiyatro oyununda, karikatürde veya edebi eserde kendi dönemlerinin sorunlarını daha kolay fark edebilirler. Bu nedenle siyasi mizah tarih boyunca birçok ülkede tartışmalı bir alan olmuştur.

Bugünden Bakınca Ne Öğrenebiliriz?

1968’de yaşanan bu olay bize sanatın yalnızca eğlence aracı olmadığını gösteriyor. Tiyatro, toplumun kendisini sorgulamasına yardımcı olan güçlü bir iletişim biçimidir.

Bugün benzer bir oyun sahnelense nasıl tepki verirdik? Eleştirdiğimiz kişi veya düşünce bize yakın olduğunda özgürlük savunucusu olup, bize uzak olduğunda sansürü destekler miydik? Bu soru belki de tartışmanın en önemli noktasıdır.

Özgür ifade hakkı, yalnızca sevdiğimiz fikirlerin ifade edilmesiyle anlam kazanmaz. Asıl sınav, katılmadığımız veya bizi rahatsız eden görüşlerin de konuşulabilmesine izin verildiğinde ortaya çıkar.

Sonuç ve Forum Tartışması

1968 yılında yasaklanan “Devr-i Süleyman”, Türkiye’de tiyatro, siyaset ve ifade özgürlüğü ilişkisini anlamak açısından önemli bir örnektir. Oyun, yalnızca bir dönemin siyasi eleştirisi değil; aynı zamanda toplumun farklı görüşlere nasıl yaklaştığını gösteren tarihsel bir belge niteliğindedir.

Sizce siyasi mizahın sınırı nerede başlamalı ve nerede bitmeli? Bir hükümeti veya güçlü bir kişiyi eleştiren sanat eserleri daha fazla korunmalı mı? Yoksa toplumdaki bazı değerleri korumak için sanat üzerinde sınırlar olabilir mi?

Farklı deneyimlerden gelen insanların bu sorulara vereceği cevaplar, geçmişteki bir tiyatro olayını bugünün özgürlük tartışmalarıyla yeniden değerlendirmemizi sağlayabilir.

Kaynaklar

Türkiye’de tiyatro sansürü ve “Devr-i Süleyman” süreci üzerine kaynaklar: Cumhuriyet Gazetesi arşivi ve tiyatro tarihi çalışmaları.

İngiltere’de tiyatro sansürünün kaldırılması: Theatres Act 1968, UK Parliament kayıtları.

David Thomas, David Carlton ve Anne Etienne, Theatre Censorship: From Walpole to Wilson (Oxford University Press, 2007).
 
Üst